Köşe Yazarı
Kaostan Çıkış Reçetesi: Bu Savaşın Gizli Kazananı Kim Olacak?
Jeopolitik satranç tahtasında taşlar hiç olmadığı kadar sert hareket ediyor. Orta Doğu’da alevlenen çatışmaların 17. gününü geride bırakırken, sis perdesi aralanmaya ve asıl "büyük resim" netleşmeye başladı. Bugün gelin, hep birlikte bir beyin fırtınası yapalım ve şu can alıcı soruyu soralım: Bu savaş nasıl biter?
Kaostan Çıkış Reçetesi: Bu Savaşın Gizli Kazananı Kim Olacak?
Jeopolitik satranç tahtasında taşlar hiç olmadığı kadar sert hareket ediyor. Orta Doğu’da alevlenen çatışmaların 17. gününü geride bırakırken, sis perdesi aralanmaya ve asıl "büyük resim" netleşmeye başladı. Bugün gelin, hep birlikte bir beyin fırtınası yapalım ve şu can alıcı soruyu soralım: Bu savaş nasıl biter?
Trump’ın İstemediği Savaş: Şantaj ve Lobi Kıskacı
Görünen o ki, Donald Trump bu savaşa kendi rızasıyla değil, Benyamin Netanyahu’nun kurguladığı bir emr-i vaki ile sürüklendi. Kulislerde konuşulanlar oldukça çarpıcı: Epstein dosyalarındaki ağır şantaj malzemeleri, Trump’ı bu çıkmaza direnemez hale getirdi. Buna bir de ABD’deki 100 milyonluk Evangelist kitlenin Siyonist güdümle kurduğu baskı ve küresel silah-enerji baronlarının iştahı eklenince, Trump kendini istemediği bir ateş hattında buldu.
ABD yönetimindeki çatlak ise artık gizlenemiyor. JD Vance ve Dan Caine gibi isimler temkinli duruş sergilerken; Pete Hegseth ve Marco Rubio ikilisinin sergilediği "stratejik cehalet", Washington’un sadece bir "A Planı" ile yola çıktığını kanıtladı. Plan basitti: İran’ı havadan vur, lider kadroyu etkisiz hale getir (dekapitasyon) ve halkın ayaklanmasını bekle. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı.
Çıkış Yolu: Sırtındaki Yükten Kurtulmak
Savaş uzadıkça ABD kan kaybediyor. Özellikle yaklaşan ara seçimler öncesi Trump için bu durum tam bir siyasi intihara dönüşebilir. Peki, ABD bu bataklıktan nasıl çıkar? Cevap tek cümlelik: Sırtındaki yükü atarak.
Buradaki "yük" Netanyahu ve mevcut İsrail yönetimidir. ABD’nin kurtuluşu, İran’ın ikna edilmesinden ve bu süreçte Türkiye’nin stratejik hakemliğinden geçiyor.
İran’a Bir "Zafer Hikayesi" Lazım
İran’ı masaya oturtmanın yolu, ona onurlu bir çıkış, yani bir "zafer hikayesi" vermektir. Bu nasıl mümkün olur?
-
İran füzelerinin, Netanyahu ve ekibindeki radikal isimleri veya kritik tesisleri "tesadüfen" (!) vurmasına göz yumularak.
-
Türkiye’nin gizli ama koordineli desteğiyle bölgedeki tansiyonun dengelenmesi sağlanarak.
-
ABD’nin "diplomatik başarı" maskesi altında savaşı bitirdiğini ilan etmesiyle.
Büyük Tehlike: Çin ve Rusya’nın Yıpratma Stratejisi
Şunu unutmamalıyız: Savaşın uzaması en çok Rusya ve Çin’in işine geliyor. Onlar için bu süreç, ABD’nin lojistik ve askeri olarak tükendiği bir yıpratma savaşıdır. Bugün Çin’de 140 savaş gemisi inşa halindeyken, ABD’de bu sayı sadece iki tersanede sınırlı kalmış durumda. Türkiye ise 37 gemi ile bu yarışta "ben de varım" diyor.
Eğer bu hızla gidilirse, 10 yıl içinde dünyanın yeni 1 numarası olacak Çin, Türkiye için de en büyük tehdit haline gelecektir. Ticari olarak halihazırda sanayimizi vuran düşük maliyetli Çin malları ve verdiğimiz dış ticaret açığı, bu tehdidin sadece başlangıcıdır.
Sonuç: Türkiye ve ABD’nin Zorunlu Paslaşması
Netice itibarıyla; Netanyahu yönetiminin elimine edilmesi, savaşın süratle bitirilmesi ve Çin’in yükselen hegemonyasının dengelenmesi için Türkiye ve ABD’nin stratejik bir "paslaşma" içine girmesi kaçınılmazdır.
Bu iş birliği sadece savaşı bitirmekle kalmaz; Filistin’den Suriye’ye, Libya’dan Somali’ye kadar geniş bir coğrafyada Türkiye’nin elini güçlendirir. İngiltere ve Fransa gibi aktörlerin bölgedeki tehdit vari yaklaşımlarını da etkisiz kılar.
Zaman, sırtındaki yükten kurtulma ve yeni dünya düzeninde doğru tarafta konumlanma zamanıdır.
Selâm ve dua ile.