Hakan DİKMEN
Hakan DİKMEN

Köşe Yazarı

Ağzında Bal Olanın Kuyruğunda İğnesi Vardır

5 dk okuma

Bazı insanların dili bal gibi tatlıdır ama nedense o tatlılığın sonunda insanın canı yanar. Yalakalık da tam burada başlar: Samimiyet kılığına giren çıkar hesabı…

Yaziyi sesli dinle

Ağzında Bal Olanın Kuyruğunda İğnesi Vardır

Yaziyi sesli dinle

Yapay Zeka ile Seslendirilmiştir

Ağzında Bal Olanın Kuyruğunda İğnesi Vardır

Hazır. Dinlemeye başlamak için oynata basın.

00:00 00:00 00:00

Yalakalığı hiç sevmem kuzen.

Öyle “Aman ağzımızın tadı bozulmasın” diye her lafa kafa sallayanlardan da olmadım. Bir insanın doğru bildiğine “doğru”, yanlış gördüğüne “yanlış” diyebilmesi lazım. Çünkü bazen insanın etrafında yüz kişi bulunur ama bir tane bile gerçek dostu olmayabilir.

Herkes seni övüyorsa bir dakika durup düşünmek lazım.

“Ben gerçekten bu kadar mükemmel miyim?” diye…

Yoksa çevremdeki herkesin maaşallah dili mi tutulmuş?

Çünkü bazıları vardır, sen daha cümleni bitirmeden “Aynen abi, kesinlikle abi, sonuna kadar haklısın abi” diye sıraya girer.

Ne söylediğin önemli değildir.

Doğru mu söyledin, yanlış mı söyledin?

Onun için fark etmez.

Sen kimsin, ona bakar.

Güçlüysen yanında.

Makamdaysan yanında.

İşine yarıyorsan zaten başköşede.

Ama bir gün işler tersine dönerse…

Dün “Abi sen bu ülkenin en büyük adamısın” diyen kişi, bugün seni görünce telefonuna bakmaya başlar.

Telefon da kapalıdır halbuki!

Tatlı dil her zaman temiz niyet değildir

“Ağzında bal olan arının kuyruğunda iğnesi vardır” sözü boşuna söylenmemiş. Bu söz, halk kültüründe de kullanılan bir atasözü olarak karşımıza çıkıyor; balın tatlılığıyla iğnenin acısı aynı varlıkta buluşuyor.

Hayat da biraz böyle değil mi?

Bazı insanlar sana öyle güzel konuşur ki insanın “Acaba ben gerçekten bu kadar kıymetli miyim?” diyesi gelir.

Sonra bir bakarsın…

O balın yanında iğne de varmış.

Mesele güzel konuşmak değil.

Mesele güzel niyetle konuşmak.

Çünkü samimi insan seni her zaman pohpohlamaz.

Bazen yanlışını söyler.

Bazen canını sıkar.

Bazen “Kuzen, burada saçmaladın” der.

İşte o adamdan korkma.

Asıl “Sen ne yapsan doğrudur” diyenden kork.

Çünkü insanın etrafında sürekli alkışlayanların olması her zaman başarı değildir. Bazen sadece çıkar düzeninin sesidir.

Her gülümseyene de “dostum” denmez

Bir de şu meşhur tip var:

Sen konuşurken gözünün içine bakar, sürekli gülümser, her cümlene katılır.

“Abi müthiş söyledin.”

“Abi bunu kimse senin gibi düşünemez.”

“Abi sen gerçekten farklısın.”

İnsan bir noktadan sonra şüpheleniyor:

“Ben mi değiştim, yoksa bu arkadaşın ihtiyacı mı var?”

Mizah bir yana, yalakalığın en kötü tarafı insanı gerçeklerden uzaklaştırmasıdır.

Çünkü çevresinde sadece kendisini öven insanları isteyen kişi, bir süre sonra aynaya baktığında bile alkış bekler.

Oysa insanın kendisine “Hayır, burada yanılıyorsun” diyebilen birine ihtiyacı vardır.

Dost dediğin gerektiğinde omzuna dokunup:

“Kuzen, biraz sakin ol. Bu iş böyle değil.”

diyebilendir.

Yalaka ise:

“Sen bilirsin abi.”

der.

Sonra sen uçurumdan aşağı giderken arkanızdan el sallar.

Yalakalığın diploması olmaz, ama stajı çoktur

Bazı insanlar hayatı gerçekten enteresan yaşıyor.

Karşısındaki makama göre karakter değiştiriyor.

Bugün birinin yanında yere göğe sığdıramadığı adamı, yarın başka birinin yanında yerden yere vuruyor.

Dün göklere çıkardığı kişiyi bugün tanımıyor.

Dün “Büyük adam” dediğine bugün “Kimdi o?” diyor.

Bunların pusulası yoktur.

Rüzgâr nereden eserse oraya dönerler.

Fırıldak desen fırıldağa ayıp olacak.

Benim derdim insanın birini sevmesiyle değil.

Birine saygı duymasıyla hiç değil.

Derdim, menfaat uğruna kişiliğini kiraya vermesiyle.

Çünkü insanın makamı değişebilir.

Cebindeki para azalabilir.

Çevresi değişebilir.

Bugün alkışlayanlar yarın susabilir.

Ama karakter dediğin şey, bütün bunlar giderken yanında kalır.

İşte mesele de budur.

Ben yalakalığı bu yüzden sevmem.

Çünkü balın tadından çok, arkasındaki iğneyi düşünürüm.

Ve hayatta bazı insanlara mesafeli durmak kabalık değildir.

Bazen sadece kendini korumaktır.

Sonuçta arıdan bal almak güzel şeydir ama kuyruğuna gereğinden fazla yaklaşınca ne olduğunu hepimiz biliyoruz.

Ben balı severim kuzen, ama iğnesine talip değilim.

Aklında kalsın: Her tatlı söz dostluk değildir; bazı balların içinde değil, kuyruğunda iğne vardır.

Bu yazıyı paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapın.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.